
yarım yaşıyoruz hep, yarım..
günlerimiz dahi yarım yamalak..
sende gece bende sabah oluyor ya hani çoğu zaman..
senin sabah yudumladığın kahve güne başlamak için,
ben de ise akşam yorgunluğunu almak için..
tersine bi dünyanın içinde, yarı küreler bile tersine..
gündüz/gece bereketine inat, tatlar farklı,
fincandaki kahveler bile yarım.
bi yarımız orda, bi yarımız buralarda bi yerde..
yarım bırakılan kahve tatları..
bi yarı küreden diğerine,
sabah kahvem, iyi akşamlar..
bi diğerinden yine diğerine,
akşam kahvem, günaydın..
her şey gibi yine tersine ve yarım..
damaklarda..
bi yerlerde..
yarım ve yarım..
sadece, yarım.
(Ceren'e ithafen)

merhaba, şefkat arayanlar topluluğu!
ne de güzel dize geliriz toplu halde, tek bir gülümsemeyle..
ancak o kadar olduğumuzu zannettiğimiz kadar,
her birimizin arayışı,
bir diğerimizin bulamadığı,
diğerinden diğerine uzanan kesişen kümeler gibi..
basit cümlelerin ardından yazarız ya geceden sabaha.
rönesans ressamlarının resimlerinde kendini bulan,
sanki melekler kadar huzurlu,
aksine fitili ateşlenmiş dinamit misali..
ne de güzel coşar ellerimiz,
daha önce dokunulmadık tenlere dokunurken.
hayat ancak dokunmak istediğimiz kadardır bazen,
ama ancak bir kaç dokunma sonrası kaçar mahlukun, hevesi, nefsi..
karşımızdakine adadığımız kadar yüce,
kurabildiğimiz hayaller kadar üstün,
düşlenen fanteziler kadar çılgın..
icraat imkanını sağladığında, sübyan kadar acemi..
birimiz, diğerimizi tanımaz ama iyi bilir
falcı misali..
her biri iyi psikologlardır ya aslında;
duymak istediklerimizi söylerler.
reçetelerinin, ellerinizde tuttuğunuz 5 dakikalık kahve keyflerinizin olduğu..
hiç birimizin,
hiç bir şey aramadığı kadar aradığımızın farkında olmadan,
devam ediyoruz bir o yana-bir bu yana..
belki es kaza yolda filan yürürken,
olur ya,
yanlışlıkla çarpışır, denk gelir,
sonra utanmadan bir de göz-göze gelir ve fantezi kurarız umuduyla..
boşuna yaşıyoruz, boşuna
Author: Elis ve grkn / Etiketler: aşık olmak, boşuna, elis, eskiden, grkn, sigaraKörü körüne, tutkuyla anlamlar yüklediğimiz ufacık hayatları,
'o en güzel' hayatlar haline getirip, sıkılmadan sonra, sıkıla sıkıla yeni hayatları aramak gibi...
Eskisi kadar masumane olmayan dokunuşlar gezerken tenlerde,
hulbuki;
eskiden, eskidendi...
Şimdilerde ise yalnızca yeni 'ufacık hayatlar'a sıkıştırılmayı bekleyen üç-beş yeni öğreti, bir iki de yeni umut..
Eskilerde kalmayı bekleyen eskidense, sükunetini koruyadursun.
Çünkü hakkı ancak pamuk kadardır; dikeninden acısızca ayrılmak zorunda kalan..
Neden mi? Kimse diken olmak istemez..
Kendince her denemesinde, en güzelini, en mükemmelini, en üstününü, en'lerin en'ini yaşadığına bahse girerek;
Aslında 'en dibe vuruş'unu itiraf eder haddini bilmez nefsine...
- Afedersiniz, yaşadığınız bedenlerden,
pardon düzeltiyorum,
hayatlardan geriye,
kaç hayat yaşayacak hevesiniz kaldı?
- Eğer henüz size gelmediyse, demek daha var..
Cümlelerin yüklemi haddini aşmak olmasa da, olsa olsa ne kadar haddini aşabilir ki?
Pekala siz hiç birilerine dokunurken haddinizi aşmadınız mı?
Her yeni güne başladığında,
'Bugün kimin hayatını mahvetsem' diye düşünmüyorsa insan?
Hayır, yıkılan hayat falan yok ortalarda.
Kendini pamuktan bilenin kendine değil,
nefs-i ciğerine sorsak 'kaç kere en' diye;
inkar etmediği kadar kabullenemez de lakin
yine kapsanamayacak kadar geniş bir gönlü vardır.
ufacık hayatlardan biriken...
Kimi ufacık hayatın içine sığmayan sonsuz düş, gerçekleştirilmeyi beklerken;
Kimi ufacık hayatlar sonrası, bir sonrası için yerini almaya amade bi dolu son'suz düş daha...
Adam yerinden kalkar, ıslak paltosunu çıkarır, bir-iki adım öteye gider, yağmurun feriğine bakar, yüzüne çarpan taneler gözyaşı olsun,, yürümek ister..
Yağmura doğru, adım adım.
Yağmura yağmura gider adam...
Bir başka zamanda,
bir başka 'en sevgili' sonrası,
bir başka el,
bir başka bedene,,
haddini bilmezce ve hunharca dokunurken...
Kim bilir?;
- Eğer henüz size gelmediyse, demek daha var..
hayat, ne kadar ..
Author: Elis ve grkn / Etiketler: barmen, elis, grkn, hayat, rambo, sigara, spermköprü ışıklarının arasından yürüdü uzun uzadıya.. hava esiyordu hafiften..
yayımlanmamış satırlarda bir araya gelen süslü cümleler..
midem bulanıyor!
yoksunuz şimdi hiç biriniz..
ol'madınız da..
'afedersiniz! acaba size aşık olabilir miyim?'
cümlelerini düşünmek bile mideme kramplar,
boğazımdan yumruklar geçirmeye yeterli..
parantez içi cümleler kalmadı artık
geçmişten gelen kırıntılarda..
masa üstü yayıncılığa taş çıkarırcasına inatla duran çerçevede
siyah beyaz resmin kalıntıları,
anımsamak için hafıza zorlamaya gerek duyan,
bir silüet var şimdi gittikçe koyulaşan..
yalnızlık büyütür, yalnızlık çürütür.
bir kadın sigara yakar bazen.
bazen biri gider
geride bir adam kalır,
dumanı adamın gölgesi ol'ur.
adam fotoğrafa bakar,
fotoğraf yok ol'ur.
bazen adam gider
geride bir fotoğraf kalır,
dumanı silüettir fotoğrafa.
adam kendine bakar,
adam yok ol'ur.
susmasan :$ sussan ama suskunluk olmasa suskunluğun?
kimselere yetmemelisin ya sen :$
ama susmalısın da belki şimdi.. gelişlerde bozulur bazen suskunluk...
şimdi!
Author: Elis ve grkn / Etiketler: elis, grkn, nauczyciel_vampyre, önce, papatya, sigara, sonra, şimdi, vampyreo papatya:
şimdi?
NauczycieL VamPyRe | grkn..:
(((:
o papatya:
bence güzel
NauczycieL VamPyRe | grkn..:
şimdi
sanki biraz daha güzel herşey
şimdi, şimdiye kadar bulanıkta olsa..
bulanık güzel şimdi..
anlamsız geçse de anlamlı güzel..
düzenliliğin içinde kendi düzenini yaratarak güzel
unuttuğun hisleri küçük tatlarla anımsayarak güzel
NauczycieL VamPyRe | grkn..:
güzel şimdi..
ben'ce de
şimdi var çünkü şimdi
[teoman - papatya' açılır ve 'şimdi' girişi özenle beklenir.. tesadüftür belki de beklenen şimdi de..]
özlem : daüssıla - tahassür - hasret - iştiyak - göresime,,
özlem; bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği hasret, tahassür..
ifade edilemez bir kelimeyi arar bazen de insan.. bulamaz bazen de.. bazende olmayanı arar.
farkına varabilirsen de ne mutlu, barındırmadığını bünyende özlemek duygusunu.. o yüzden de bilemediğini..
görmek istemek bile özlemeye işaret midir?
İzleyiciler
Facebook Badge
grkn? yeter!
içmişim uçan kuşları.. ölüm düşleri'm,, sarhoş!




